Fehmi Koru: İsveç ve Danimarka ayıp ediyor; kötücül eylemlere tepki gösterirken eylemcilerin ekmeğine yağ sürmemek şart

*Fehmi Koru

Dünyanın bir yerlerinde birilerinin Kur’an-ı Kerim’i yaktığı veya yırttığı haberini işittiğimde içimde nazik bir telin koptuğuna benzer bir his belirir.

Genellikle Avrupa’nın kuzey ülkelerinden geliyor bu tür haberler…

İsveç’ten ve Danimarka’dan…

Bir insan bir başkasının kutsal bildiği bir değere neden böyle bir muamele yapma ihtiyacı duyar?

Anlayamam.

Özellikle de Danimarka ve İsveç’te yaşayan birilerinin bunu yapabilmesi beni şaşırtır.

Yüksek öğrenim günlerimde, 20’li yaşlarımın başında, hayatı tanıma amaçlı bir maceraya atılmış, yaz tatilimi, o dönemde yaygın olan otostop yöntemiyle Avrupa’da gezerek değerlendirmiştim. 

Bulgaristan.. Yugoslavya.. Almanya ve sonrasında ver elini Danimarka…

O yaz en uzun süreli kaldığım ülke Danimarka’ydı.

Evinde beni ve birlikte yol aldığım arkadaşımı misafir eden Danimarkalı bir öğretmendi. Hem onunla, hem de meslektaşları öğretmenler ve evine ziyaretine gelen öğrencileriyle etraflı konuşmalarımı bugün gibi hatırlıyorum.

Bilgili, nazik, değerbilir insanlardı.

Henüz ortaöğrenim düzeyinde eğitim gören öğrenciler anadilleri yanında birkaç dili mükemmel konuşabilmekteydiler.

Kopenhag’tan Stockholm’a bir köprüyle geçiliyordu. Geçtim ve orada da aynı izlenimler edindiğim günler geçirdim.

Daha sonraları gazeteci olarak birkaç kez daha her iki ülkeye gittim. Birinde, İsveç Parlamentosu’nda düzenlenen Türkiye’nin Avrupalılığı konusundaki bir panelde konuştuğumu da hatırlıyorum.

Her iki ülke uzun yıllar sosyal demokrat partiler tarafından yönetildi. ‘Çağdaş değerler’ denildiğinde akla gelen ne varsa kuzeyli insanlar onlara sahip olmakla tanınır ve böyle tanındıkları için de iftihar ederler.

Nasıl oluyor da, o iki ülkede, bir takım insanlar başka dinli -Müslüman- insanların içini sızlatacak, bazılarını tahrik edip tepkiler vermelerine sebep olacak davranışlar içerisinde bulunabiliyor?

Karikatür krizini nihayet geride bıraktık diye teselli bulurken, şimdilerde bir de Kur’an yakma ritüeli çıktı.

Gerçekten de kim bu insanlar? Neden böyle yaparlar?

Bir bölümü siyasi kimlikli bu insanların; onlardan her şey beklenebileceğini biliyoruz.

Aralarında bulunan, o ülkeye sığınmış ve sonrasında vatandaşlık kazanmışlardan da tepkilere yol açan davranışlar gelebiliyor.

Tabii bir de, bu iki sınıftan insanların yönlendirmesine maruz kalanları da unutmamak gerekiyor.

İsveç’in NATO üyesi olma arzusu da kötü düşünceli her kesimi hareketlendirmiş bulunuyor.

Rusya-severler devrede…

NATO-sevmezler de…

Türkiye’yi NATO’dan ve Batı blokundan uzaklaştırma yolu olarak bu tahrikleri yapabilecekler de var…     

Sizin anlayacağınız, konu kutsala tecavüzü aşan bir özelliğe sahip.

Daha çok da siyasi…

Ülkelerin sosyal demokrat ve çağdaş değerler özelliklerini istismar ederek yapılıyor bu çirkin eylemler. 

Amaçlarına erişemeyeceklerini anlayınca, bu tür bir hareketlenmeden medet umanlar, eylemlerin arasını kısaltma ve İsveç’e Danimarka’yı da ekleme yoluna gittiler.

Ne yapılmalı?

Yapılacağın en güzelini sonradan İsveç vatandaşı olmuş bir Müslüman yaptı zaten. Kötücül eylemciler gibi İncil ve Tevrat yakmak üzere izin aldı o Müslüman, eylem yerine elinde Kur’an-ı Kerim olduğu halde geldi ve kendisinin neden başka inançlılara ait kutsallara tecavüz anlamına gelecek kitap yakma eylemi yapmayacağını anlatarak Kur’an yakma eylemlerinin yanlışlığını vurguladı.

Bu kadarı yeterli mi?

İtiraz edenler çıkabilir ama benim bu soruya cevabım ‘‘Evet, yeterli’’ olacak. Onun ötesinde yapılan her karşı-eylem veya ötesi, eylemcilerin niyetlerini okuyamamak ve bu sebeple de amaçlarına hizmet etmek anlamına gelebilir.

Nitekim geliyor da. 

Kur’an-ı Kerim, yakıldığı için, kutsallığından bir kayba uğruyor mu?

Uğramıyor.

O tipler ve işbirlikçileriyle onları yönlendirenler amaçlarına asla erişememeliler.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x